Ferrari ile Köprü Trafiğinde Sıkışmak
AI'ın hızında değer üretebilmek için önce dönüşmek gerek
2024'te yaklaşık altı ay Silikon Vadisi'nde yaşama fırsatını yakaladım. Benim için hep doğru çıkan bir kural var: startup ekosisteminde birkaç ay geçir, oradaki havayı yakala, dünyanın bir iki yıl sonraki gündemini görürsün. O dönem Vadi'de en çok konuşulan konulardan biri AI agent'lardı. Bugün, iki yıl sonra, tüm dünyanın ana gündemi agent’lar oldu. Hatta ciddi bir hype olduğunu bile söyleyebiliriz.
Geçenlerde bir söyleşide bu hype'ı bir kenara koyup tek bir soruyu konuştuk: AI gerçekten şirketleri dönüştürdü mü? Benim cevabım net: Şirketleri, henüz hayır. Ama bazı iş alanlarını ve rolleri, radikal biçimde evet.
Kod yazmak öldü. Üretmek demokratikleşti.
En görünür örnek sanırım yazılım. İnsanlar artık kod yazmıyor, kod yazan AI'a yön veriyor. Kendi ekiplerimizde bunu bizzat yaşıyoruz: Ortalama bir yazılımcının hızı belki 10 kat arttı. İşi sorgulayan, problemi gerçekten anlayan iyi bir yazılımcıda bu artış çok çok daha fazla. Bu profile bugün FDE (Forward Deployed Engineer) demeye başladık: masa başında kendisine verilen işi kodlayan değil, müşterinin sahasına inip problemi yerinde anlayan ve çözümü onunla birlikte kuran mühendis. Palantir'in popülerleştirdiği bu rol, AI çağında daha çok gündemimize gelecek gibi görünüyor. 2024'te Vadi'de "yazılım geliştirme öldü" cümlesini çok duymuştum. O zaman tam anlamamıştım ama bugün gözümün önünde.
Ama bu sadece yazılımcıların hikâyesi değil. İnternet bilgiye erişimi demokratikleştirdi. AI ise üretmeyi demokratikleştiriyor. Herkes üretebilir hale geliyor. Popüler adıyla "maker" dünyasının patladığı bir dönemden geçiyoruz. Eskiden bilgi değerliydi; ona ulaşmak kolaylaştı. Bilgiyi aksiyona dönüştürmek zordu; şimdi o da kolaylaşıyor. Yazılımda gördüğümüz bu radikal dönüşümün yakın zamanda şirketlere de yayılması bence kaçınılmaz. Yani, evet şirketler henüz dönüşmediler ama çok yakında dönüşecekler (yaşamak için zorundalar).
Sahadan iki örnek
Yaklaşık dört aydır Sistem Global ile bir dönüşümün ortasındayız. Dönüşümü tüm şirkete aynı anda yaymıyoruz; onların tabiriyle mutfak mutfak (iş alanı) ilerliyoruz. İki mutfakla başladık: bordrolama ve denetim. Her ikisinde de iş yapış şeklini baştan tasarlıyoruz ve insan–agent birlikte çalışmasını ayağa kaldırıyoruz. Süre kısa, ama iki alanda da %25'e yakın kapasite artışı yakaladığımızı söyleyebilirim. Üretmek hızlandı demiştim ya, doğru bir yaklaşımla dönüşmek de hızlandı. Bu ne demek? Aynı ekiple %25 daha fazla müşteriye hizmet vermek. Ya da açılan kapasiteyi yeni, katma değeri yüksek hizmetlere yönlendirebilmek demek. Yani, rekabet avantajı demek.
İkinci örnek bizden, ACM'den. Biz içeride çok sayıda deney yapıyoruz, kısa süre önce de bir ciro büyüme takımı kurduk: 3 insan, 4 agent’tan oluşan (şimdilik) bir takım. Agent'lar her hafta pazar araştırması yapıyor, birlikte kısa vadede gelir getirebilecek ürün ve hizmet hipotezleri üretip deniyoruz. Takım kurulalı iki hafta oldu. Agent'ların araştırmasından çıkan yeni bir hizmet hipotezini denedik: bir hafta içinde fikirden ilk müşteri temasına geçtik ve olumlu dönüşler aldık.
Peki bu örnek neden önemli? Sanırım, farkı anlamak için eskiye bakmak gerek. Biz 25 kişilik bir şirketiz. Gündelik koşturmada böyle bir fikir büyük ihtimalle kimsenin aklına gelmezdi. Gelse, hayata geçene kadar ölürdü. Geçse bile bir iki denemeden sonra "olmadı" deyip bırakırdık. Burada agent'ların en az konuşulan özelliği devreye giriyor: ısrarcılık. Agent yorulmuyor, vazgeçmiyor, verilen görevi tamamlıyor. Fikir üretme, hızlı deneme, öğrenme ve sonuç görme döngüsü bambaşka bir ritim kazandı.
Herkes AI ile bir şeyler yapıyor. Neden çok azı başarıyor?
Şirketlerle çalışırken bunu çok görüyorum. Lisanslar alınmış, onlarca use case çıkarılmış, PoC'ler yapılmış. Ama bunların çok azı şirket seviyesinde hissedilir bir dönüşüme ve değere dönüşüyor. Bugüne kadarki gözlemim şu: Sonuç görmeye başlayanlar "AI neymiş, bir bakalım" diyenler değil. "Değişmezsek yok olacağız" paniğini yaşayanlar.
Farkı anlatmak için Steve Jobs'un bir sözüne dönmek isterim:
"Zeki insanları işe alıp onlara ne yapacaklarını söylemek mantıklı değil. Zeki insanları, bize ne yapmamız gerektiğini söylesinler diye işe alırız."
Agent'lar için de durum aynı. "Agent'lar size ne yapacağınızı söylesin" demiyorum. Ama farklı bir çalışma şekli ve aklı olan yeni takım arkadaşlarımız var. Onlara bir ekip arkadaşını işe alır gibi yaklaşmalıyız: aranıza katılacak, öğrenecek, gelişecek. "Agent'ı aldık, iş verdik, yapsın" yaklaşımı çalışmıyor. Asıl soru şu: Bu yeni arkadaşın aklıyla nasıl bir çalışma modeline evrilebiliriz ki daha fazlasını üretebilelim?
Çünkü bu bir teknoloji edinimi değil, iş yapış şekli dönüşümü. Benim gözlemime göre bu işin kabaca %30'u teknoloji, %70'i kültür ve iş yapış şeklinin dönüşümü. Şirketlerimizi işi insanların yaptığı varsayımıyla tasarladık. Şimdi o sistemi bırakıp insan + AI için yenisini tasarlamak gerekiyor.
Ferrari'yi köprü trafiğinde sürmek
Önce şunu hatırlayalım: İş yapış şekilleri ve organizasyon modelleri bizim icadımız. Fizik kanunu değiller. Değiştirilebilirler. Sanayi devrimi makine organizasyonunu getirdi: katı, statik, hiyerarşik. Dijital çağ çevikliği getirdi: esneyebilen, şekil değiştirebilen yapılar. Ben bunu insanlığın organize olma biçimindeki Ay misyonu olarak görüyorum. AI ise çok daha otonom yapıları hayatımıza sokuyor. Şimdi Mars misyonundayız.
Şimdi AI'ın üretim hızını düşünün. Agent akşamdan sabaha çalışıyor, sabah elinde bir aksiyonla geliyor ve diyor ki: "Hadi, karar ver." Klasik organizasyonda ne oluyor? "Bir müdüre sorayım. Haftaya icra kurulu var, bir sunum hazırlayalım. Onay gelir, bütçe çıkarsa ilerleriz."
Bu, Ferrari'yi köprü trafiğinde sürmeye benziyor. Ferrari'ye yazık!
Sorun Ferrari'de değil, yolda. Ferrari'nin Ferrariliğini yapabilmesi için organizasyonun kendini onun kabiliyetlerine göre yenilemesi gerekiyor.
Aksi halde en güçlü motor bile trafikte rölantide bekler. Ve o bekleyişin faturası lisans ücretlerinde değil, kaçan fırsatlarda ödenir.
Yeni organizasyonun beş özelliği
Bence, yolu yeniden yapanların organizasyonlarında şunları göreceğiz:
1. Küçük, daha da küçük takımlar. Multidisipliner, az insan ve çok agent'tan oluşan yapılar.
2. Akışkan organizasyon. Takımlar ve yapı çok daha sık şekil değiştirecek.
3. Ekosistem. Organizasyon sadece çalışanlarınızdan oluşmayacak. Dışarıyla kurduğunuz bağlar ve iş birlikleri yeni gücünüz olacak.
4. Haftalar değil, günler. Birkaç günlük hipotez üret, dene, öğren, geliştir döngüleri.
5. Müşteri, müşteri, müşteri. Herkesin üretebildiği ve hızlı olduğu bir dünyada fark yaratanlar, müşterisinin koluna girip onunla birlikte yürüyenler olacak.
Bu maddelerin canlı halini iki hafta önce izledik aslında. xAI'ın 72 saatlik bu Grok Bot etkinliğinde üç kişi, agent'larla oturup sıfırdan bir şirket kurdu. İlk günün sonunda fikri pivot ettiler. Üçüncü gün çalışan, para kazanan bir ürün yayındaydı. Üç insanın yanındaki agent sayısı o kadar arttı ki ekip sonunda saymayı bıraktı. Küçük takım, akışkan yapı, günlük döngü ve canlı yayını izleyen kitleden doğan bir müşteri bazı. Beşi bir arada! Eğer takip etme fırsatınız olmadıysa mutlaka etkinlik hakkında okumanızı ve hepsini olmasa da en azından bazı bölümlerini izlemenizi tavsiye ederim.
Liderler için beş ders
1. Teknolojiyi değil, iş yapış şeklini dönüştürün. Lisans almak / teknoloji işin %30'u. Asıl iş geri kalan %70'te.
2. Agent'ı araç olarak değil, takım arkadaşı olarak işe alın. Ona sadece iş vermeyin; onun aklıyla nasıl çalışacağınızı yeniden tasarlayın.
3. Önce yolu açın. Karar hızınız agent'ın üretim hızına yetişmiyorsa, aldığınız her teknoloji trafikte bekleyecek.
4. Alan alan başlayın. Bütün şirketi aynı anda değil, bir alanı uçtan uca yeniden tasarlayın ve sonucu ölçün.
5. Müşteriye yaklaşın. Üretmek ucuzladıkça değer, müşteriyle kurduğunuz bağa kayıyor.
Son bir soru
Bugün hemen her şirket Ferrari almanın peşinde: yeni modeller, yeni lisanslar, yeni agent'lar.
Ama asıl soru başka:
Siz AI'a mı yatırım yapıyorsunuz, yoksa onun hızına dayanabilecek bir organizasyona mı?
Yorumlar