Modern Dünyada Eski Bir Dostla Yaşamak: “Beyin”

On binlerce yıldır bu eski püskü makineyle yani beynimizle yaşıyoruz. Kabul etmemiz gerekiyor ki bu emektar makine işinde gerçekten çok iyi. Peki bu makinenin esas işi ne olabilir?

Teknoloji gelişirken gıdaya, ilaca, konfora erişim kolaylaştı. Her geçen gün hareket dahi etmeden yaşamanın yollarına yenilerini ekliyoruz. Standart bir enfeksiyonla antibiyotikler sayesinde kolayca mücadele ettiğimizden ölmek dahi epeyce zorlaştı. Yalnızca güneş kreminin icadının bile milyonlarca kişinin hayatını kurtardığı tahmin ediliyor. Bunlar tıpkı sandalye veya koltuk gibi normal hayatlarımızın normal bileşenleri. Peki insanlık yaklaşık kaç yıldır oturmak için bir alet kullanıyor? 150 yıl öncesine kadar evlerin çoğunda yerde oturulur ve gıda için kilometrelerce yürünürken artık evde bilgisayarımızın başında omurgamızı yamultmak pahasına saatlerce durabiliyoruz. Ancak tüm dünya değişirken son 50.000 yılda bedenimiz pek de değişmedi.


Bu beden denen aletin patronu beyin ise neredeyse hiç değişmedi. On binlerce yıldır bu eski püskü makineyle yani beynimizle yaşıyoruz. Kabul etmemiz gerekiyor ki bu emektar makine işinde gerçekten çok iyi. Peki bu makinenin esas işi ne olabilir?


• İşinde iyi olmanı sağlamak mı?

• Daha iyi giyinmeni sağlayıp sosyal statünü artırmak mı?

• Sosyal medyada havalı fotoğraflar paylaşıp beğeni almanı sağlamak mı?


Elbette beynin bunlarda da rolü var ancak bu kadim dostumuzun gerçekte tek bir amacı var:


HAYATTA KALMAK!


Bunu yapabilmek için hızlı olması ve enerjiyi az kullanması gerekirken ölmememizi sağlayabilmek amacıyla birçok özelliği de kendinde barındırıyor. Üstelik enerjimizin 5’te 1’ini harcamasına rağmen ağırlığımızın sadece %2’sini oluşturan bu biyolojik cihaz tam bir verimlilik harikası. Verimlilik! İşte burası beyinle ilgili ilginçliklerin başladığı nokta. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre gün içinde yaptığımız işlerin yaklaşık %47’sini pek de düşünmeden (oto-pilotta) yapıyoruz. Hatta gün içinde verdiğimiz kararların çok büyük kısmını ise alışkanlıklarımızla veriyoruz. Yani beynimiz daha az enerji harcamak için bulduğu her fırsatta kısa yollar oluşturarak davranışlarımızın çoğunu bize sormadan yönetiyor. Karşıdan karşıya geçerken veya gerçek bir tehdit anında bu eski dostumuzun kısa yolları çok işimize yarıyor. Ancak günümüzde düşünerek karar verdiğimizi zannettiğimiz birçok durumda bu otomatik sistem bizi hata yapmaya sürüklüyor. Artık mevcut problemlerimizin çoğu hayatta kalmayla ilgili değil.


Zihnimizin kararlarımızdaki bu otomatik müdahalelerine “Bilişsel Yanlılık” (Cognitive Bias) adı veriliyor. Paketi değişen deterjanı daha hızlı gören, çok gördüğümüz ürünü daha güvenilir sanan, önce duyduğumuz bilgiyi daha güvenilir sanan bu yanımız bize her kararımızda “sessiz” bir şekilde eşlik ediyor. Ancak bize tuzaklar kuran zihnimize kızmayalım hatta ona şefkatle yaklaşalım. Hatırlatmak isterim ki o bizi hayatta tutmak için gayet iyi niyetli bir şekilde hiç durmadan çalışıyor. Diyelim ki beynimizin tuzaklarını anladık. Peki bu konuda biz ne yapabiliriz? “Bilinçli Farkındalık” kasımızı çalıştırarak kendimizde ve çevremizde bu yanlılıkların farkına varabilir hem bireysel hem de profesyonel yaşantımızda çok daha iyi kararlar verebiliriz. Beynimizin bu Bilişsel Yanlılık’larını tanımak için bir sonraki yazımda görüşmek üzere.



Kaynakça:

https://time.com/5400025/does-thinking-burn-calories

https://advances.sciencemag.org/content/4/1/eaao5961

https://science.sciencemag.org/content/330/6006/932.abstract

Anıl Balkan

Marketing Product Owner

Agile ile ilgili soru sormak
ister misiniz?

Sorunu ilet, ACM Agile danışmanlarımız senin için yanıtlasın.

Evet, soru sormak istiyorum

Yorumlar

POPÜLER İÇERİKLER

Çevik dönüşümü merak ediyor musun?

Evet, seçtiğim sektörde tecrübeli danışmanla iletişime geçmek istiyorum.


Uzmanımıza Sorun

Merak ettiklerinizi sorun, uzmanımız cevaplasın.

Kodu Yenile

Bize Sorun

Merak ettiklerinizi sorun, uzmanlarımız cevaplasın.

Kodu Yenile

ARAMA

K.V.K.K. Metni

Ticari Elektronik İleti Metni